Deyimler Arşivi
732 Kayıt BulunduYataklara düşmek
Ağır bir hastalığa yakalanıp kalkamaz hale gelmek.
Yaya kalmak
Bir işte başkalarına yetişememek, geri kalmak veya şaşırmak.
Yaz tahtaya, al haftaya
Verilen sözün tutulmayacağını veya vadenin çok uzayacağını belirtir.
Yedi düvel
Bütün dünya, tüm yabancı devletler anlamında kullanılır.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmemek
İki kişinin çok yakın ve ayrılmaz dost olması.
Yelkenleri suya indirmek
İnadından vazgeçip karşısındakinin şartlarını kabul etmek.
Yer yarılıp içine girmek
Çok aşırı derecede utanmak, mahcup olmak.
Yere bakan yürek yakan
Sessiz ve uysal göründüğü halde aslında çok kurnaz olan kimse.
Yerinde yeller esmek
Eskiden var olan bir şeyin şimdi yerinde hiçbir iz kalmaması.
Yılan hikayesine dönmek
Bir işin çok uzayıp bir türlü sonuçlanamaması.
Yoğurdu üfleyerek yemek
Geçmişteki bir hatadan ders alıp artık çok tedbirli davranmak.
Yol yordam bilmek
Bir işin nasıl yapılacağını, usulünü ve erkanını iyi bilmek.
Yoluna bakmak
Birinin gelmesini beklemek veya kendi işine odaklanmak.
Yoluna koymak
Karışık giden bir işi düzeltip normal seyrine getirmek.
Yumurta kapıya dayanmak
Bir işin yapılması için gereken sürenin sonuna gelmek, sıkışmak.
Yüz akıyla
Bir işi onuruyla ve başarıyla tamamlamış olarak.
Yüz bulmak
Gördüğü yakınlık üzerine daha fazlasını isteyip şımarmak.
Yüz göz olmak
Biriyle çok fazla samimi olup saygıyı ve mesafeyi yitirmek.
Yüzü asık
Üzgün, neşesiz veya kızgın olduğu yüzünden belli olan.
Yüzü gülmek
Sıkıntılı bir durumdan kurtulup mutlu olmak.
Yüzüne gözüne bulaştırmak
Bir işi beceremeyip her tarafını kusurlu hale getirmek.
Yüzüne hasret kalmak
Birini çok uzun süredir görmeyip onu çok özlemek.
Yüzünün akıyla çıkmak
Bir işi hatasız, eksiksiz ve onuruyla başarmak.
Zahmet çekmek
Bir işi başarmak için fiziksel veya manevi yorgunluk yaşamak.
Zahmetine değmek
Verilen emeğin ve çekilen sıkıntının karşılığını fazlasıyla almak.
Zaman kazanmak
Bir işi erteleyerek hazırlık yapacak vakit elde etmek.
Zaman kollamak
Bir işi yapmak için en uygun anı beklemek.
Zart zurt etmek
Yetkisi olmadığı halde başkalarına emirler yağdırıp kaba davranmak.
Zayıf halka
Bir grubun veya işin en dayanıksız, en riskli noktası.
Zehir zemberek
Çok acı, çok ağır ve kırıcı (söz veya eleştiri).
