Deyimler Arşivi
732 Kayıt BulunduŞimşekleri üzerine çekmek
Söz veya davranışlarıyla herkesin tepkisini ve öfkesini kazanmak.
Şirazesi kaymak
Düzeni, dengesi ve tutarlılığı tamamen bozulmak.
Sır küpü
Hiçbir sırrı dışarı sızdırmayan veya içinde çok fazla sır saklayan kişi.
Sırtı yere gelmemek
Gücünü ve itibarını her zaman korumak, sarsılmamak.
Sırtından geçinmek
Kendi çalışmayıp başkasının emeği ve parasıyla yaşamak.
Şuursuzca hareket etmek
Düşünmeden, ne yaptığını bilmeden kontrolsüz davranmak.
Suya sabuna dokunmamak
Riski olan işlerden ve tartışmalardan uzak durmak, tarafsız kalmak.
Tabana kuvvet
Bir yere yaya olarak, hızla gitmek.
Tabanları yağlamak
Yakalanmamak için çok hızlı bir şekilde kaçmak.
Tadı tuzu kalmamak
Bir işin veya ortamın eski zevkinin, huzurunun yok olması.
Tadını çıkarmak
Güzel bir durumdan veya imkandan sonuna kadar faydalanmak.
Taşa tutmak
Birini topluca ve şiddetle eleştirmek veya suçlamak.
Tavşana kaç, tazıya tut demek
Birbirine zıt iki tarafı da aynı anda idare etmeye çalışmak.
Tereyağından kıl çeker gibi
Çok zor görünen bir işi hiçbir engele takılmadan, kolayca halletmek.
Ters köşeye yatırmak
Birini hiç beklemediği bir yöntemle şaşırtıp yanıltmak.
Teşhis koymak
Bir sorunun veya hastalığın ne olduğunu tam olarak belirlemek.
Tuz buz olmak
Çok küçük parçalara ayrılarak tamamen dağılmak veya yok olmak.
Tuzu kuru
Hiçbir geçim derdi veya sıkıntısı olmayan, rahat kimse.
Üç aşağı beş yukarı
Yaklaşık olarak, hemen hemen o civarda anlamında kullanılır.
Üç kuruşluk adam
Değersiz, karakteri zayıf ve güvenilmez kişi için kullanılan hakaret sözü.
Uçan kuşa borcu olmak
Hemen hemen herkese borçlu olmak, çok fazla borcu bulunmak.
Uçuruma sürüklemek
Birini veya bir işi çok kötü, felaketle sonuçlanacak bir duruma yöneltmek.
Ucuz atlatmak
Büyük bir tehlikeyi veya zararı az bir hasarla savuşturmak.
Ufku geniş
Geleceği iyi gören, ileri görüşlü ve çok yönlü düşünebilen.
Ulu orta konuşmak
Söylenecek yerin ve zamanın uygunluğunu düşünmeden, rastgele konuşmak.
Ümit kesmek
Bir şeyin artık gerçekleşmeyeceğine kesin olarak inanmak.
Umudu kırılmak
Beklediği bir şeyin gerçekleşmeyeceğine inanıp hayal kırıklığına uğramak.
Umurunda olmamak
Bir durumu veya kişiyi hiç önemsememek, hiç aldırış etmemek.
Ununu elemiş eleğini asmış
Hayatta yapacak işlerini tamamlamış, köşesine çekilmiş kimse.
Üste çıkmak
Suçlu olduğu halde kurnazlıkla kendini haklı göstermeye çalışmak.
