Tüm Arşiv
963 Kayıt BulunduDünya malı dünyada kalır.
Zenginlik geçicidir, insan öldüğünde servetini yanında götüremez.
Dünyayı dar etmek
Birine hayatı çekilmez hale getirmek, onu çok zor durumda bırakmak.
Dünyayı toz pembe görmek
Her şeye aşırı iyimser yaklaşmak, gerçek tehlikeleri fark etmemek.
Düşenin dostu olmaz.
İşleri bozulan ve darda kalan kişiyi çoğu kişi terk eder.
Düşman çatlatmak
Başarısıyla veya mutluluğuyla kıskanç insanları daha çok üzmek.
Düşmanımın düşmanı dostumdur.
Ortak düşmana karşı birleşmek bir stratejidir.
Dut kurusuyla yâr sevilmez.
Büyük işler fedakarlık ve masraf gerektirir.
Dut yemiş bülbüle dönmek
Çok konuşan birinin bir nedenle aniden susması, sesinin kesilmesi.
Eceline susamak
Ölümüne sebep olabilecek kadar tehlikeli ve riskli işlere girişmek.
Edebini takınmak
Terbiyeli davranmak, saygısızlığı bırakıp kurallara uygun hareket etmek.
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Karakteri bozuk olan kimseden düzgün iş beklenmez.
Eğri gemi doğru sefer
Kullanılan araçlar kusurlu olsa da sonucun başarılı olması.
Eğri oturup doğru konuşalım.
Durum ne olursa olsun her zaman dürüst olmalısın.
Ekmeden biçilmez.
Çaba sarf etmeden, emek vermeden bir sonuç elde edilemez.
Ekmeği dizinde
Nankör, kendisine yapılan iyilikleri hemen unutan kimse.
Ekmeğine kan doğramak
Büyük bir üzüntü içinde yaşamak, çok kederli olmak.
Ekmeğine yağ sürmek
Birisinin farkında olmadan veya bilerek tam istediği şeyi yapıp ona avantaj sağlamak.
Ekmeğini taştan çıkarmak
En zor koşullarda bile rızkını kazanma yolunu bulmak.
Ekmek aslanın ağzında
Geçim sağlamanın ve para kazanmanın çok zor olduğu bir devirdeyiz.
Ekmek parası
Sadece temel ihtiyaçları karşılamak için kazanılan, hayati önemi olan para.
El açmak
Birinden yardım veya para istemek, dilenmek.
El ayak çekilmek
Ortalıkta hiç kimsenin kalmaması, ıssızlaşması.
El bebek gül bebek
Çok büyük bir özenle, nazlı bir şekilde büyütülmüş veya bakılan.
El elden üstündür.
Hiç kimse bir konuda en iyi olduğunu iddia etmemelidir.
El elin nesine, gülerek gider yasına.
İnsanlar başkalarının acısını tam olarak hissedemez, bazen önemsemezler.
El koymak
Bir şeyi yetkisi dahilinde veya zorla kendi yönetimine almak.
El sürmemek
Bir işe hiç karışmamak veya bir şeye hiç dokunmamak.
El üstünde tutmak
Birine çok fazla değer vermek ve saygı göstermek.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanır.
Daha güçlü bir engelle karşılaşmayan, kendini yenilmez zanneder.
Elçiye zeval olmaz.
Bir haberi getiren kişi, o haber kötüyse sorumlu tutulmamalıdır.
