G Harfi
60 Kayıt BulunduGöz hapsine almak
Birini sürekli izleyerek kontrol/denetim altında tutmak.
Göz kamaştırmak
Güzelliği veya başarısıyla insanları kendisine hayran bırakmak.
Göz kulak olmak
Birini veya bir şeyi korumak amacıyla sürekli gözetim altında tutmak.
Göz nuru dökmek
Çok ince ve yorucu bir işi başarmak için büyük emek vermek.
Göz ucuyla bakmak
Başkasına fark ettirmeden, yan gözle izlemek.
Gözden sürmeyi çekmek
Bir işi çok ustaca, kimseye fark ettirmeden yapmak.
Göze gelmek
Başkalarının kıskanç bakışları nedeniyle olumsuz bir durum yaşamak.
Göze girmek
Davranışlarıyla birinin sevgi, güven ve beğenisini kazanmak.
Göze kestirmek
Bir işi başarabileceğine inanmak veya bir şeyi almayı planlamak.
Gözleri dolmak
Üzüntü veya sevinçten ağlayacak duruma gelmek.
Gözü arkada kalmak
Ayrılırken bıraktığı bir şey veya kişi için huzursuz olmak.
Gözü dönmek
Aşırı hırs veya öfke yüzünden ne yaptığını bilmeyecek hale gelmek.
Gözü gibi bakmak
Bir şeyi çok değerli bulup onu büyük bir titizlikle korumak.
Gözü ısırmak
Birini tanıyor gibi olmak ama tam nereden olduğunu hatırlayamamak.
Gözü korkmak
Daha önce yaşadığı bir olaydan dolayı cesaretini kaybetmek.
Gözü pek/gözüpek
Hiçbir tehlikeden korkmayan, çok cesur olan kimse.
Gözü yememek
Bir işi başarabileceğine dair kendine güvenememek.
Gözü yükseklerde olmak
Bulunduğu durumdan çok daha fazlasını/üstün bir mevkii istemek.
Gözüm ısırmadı
Birini hiç tanımadığını veya ona güvenmediğini belirtmek için kullanılır.
Gözüne kestirmek
Bir şeyi elde edebileceğine veya birini yenebileceğine inanmak.
Gözünün yaşına bakmamak
Hiç acımadan, merhamet etmeden cezalandırmak veya gerekeni yapmak.
Gül gibi geçinmek
Biriyle hiçbir sorun yaşamadan, çok huzurlu ve uyumlu yaşamak.
Güler yüz göstermek
Birine karşı nazik, sıcak ve sempatik davranmak.
Gülüp geçmek
Bir olayı veya sözü ciddiye almayıp üzerinde durmamak.
Gün görmemiş laflar
Daha önce hiç duyulmamış, çok ağır veya şaşırtıcı sözler.
Günü gün etmek
Geleceği düşünmeden sadece o anın keyfini sürmek.
Günü gününe
Bir işi zamanında, hiçbir gecikme olmadan yapmak.
Güvence vermek
Bir konuda sorumluluk alarak karşı tarafa söz vermek, teminat sunmak.
Güvendiği dağlara kar yağmak
Yardım beklediği kişiden destek göremeyip hayal kırıklığına uğramak.
Güvenini sarsmak
Yaptığı bir hata yüzünden birinin kendisine olan inancını yok etmek.
