D Harfi
61 Kayıt BulunduDili uzun
Büyüklere karşı saygısızca konuşan veya çok fazla konuşan kimse.
Dilinde tüy bitmek
Aynı şeyi tekrar tekrar söylemekten bıkmak ve yorulmak.
Dilinden düşürmemek
Birini veya bir şeyi sürekli olarak anlatmak, ondan hep söz etmek.
Dilini eşek arısı soksun
Kötü ve uğursuz konuşan kişilere tepki olarak söylenir.
Dilini yutmak
Konuşması gereken yerde susmak veya şaşkınlıktan konuşamamak.
Dillere destan (olmak)
Hemen herkes tarafından konuşulur, bilinir hale gelmek.
Dilsiz uşak
Üzerine giysi asılan askılık veya her söyleneni yapan sessiz yardımcı.
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak
Daha büyüğünü isterken elindekini de kaybetmek.
Dine imana gelmek
Kötü bir yolu bırakıp dürüst ve ahlaklı bir hayata dönmek.
Dipsiz kuyu
Sonu gelmeyen, anlaşılması zor veya sürekli masraf çıkaran durum.
Diş bilemek
Birine kötülük yapmak için uygun zamanı beklemek, öfke duymak.
Dişe diş
Yapılan bir kötülüğün aynısıyla karşılık verilmesi, intikam.
Dişinden tırnağından arttırmak
Çok büyük fedakarlıklarla, az az para biriktirmek.
Dişine göre
Kendi gücüne uygun, yenebileceği veya başarabileceği durum.
Dişini tırnağına takmak
Büyük bir özveriyle ve tüm gücüyle çalışmak.
Dizginleri ele almak
Yönetimi ve kontrolü tamamen üstlenmek.
Dizini dövmek
Yaptığı bir hata yüzünden çok büyük pişmanlık duymak.
Dış kapının dış mandalı
Bir konuyla veya aileyle hiçbir yakınlığı, ilgisi olmayan kişi.
Dokuz doğurmak
Bir sonuç beklerken çok büyük bir heyecan ve sabırsızlık çekmek.
Dolap çevirmek
Birisinden gizli, hileli ve dürüst olmayan bir iş planlamak.
Dört elle sarılmak
Bir işi büyük bir heves ve titizlikle yapmak.
Döşeğe düşmek
Ağır bir hastalığa yakalanıp yatağa bağımlı hale gelmek.
Dostlar alışverişte görsün
Bir işi gerçekten yararlı olduğu için değil, sadece iş yapıyormuş gibi görünmek için yapmak.
Dudağı uçuklamak
Gördüğü bir olay veya duyduğu bir haber karşısında çok aşırı korkmak veya şaşırmak.
Dümen yapmak / çevirmek
Birini kandırmak için hileli yollara başvurmak, numara yapmak.
Dün dündür, bugün bugündür
Koşulların değiştiğini, geçmişteki sözlerin yeni duruma uymayabileceğini belirten söz.
Dünya evi
Evlilik hayatı, evlenmek.
Dünyayı dar etmek
Birine hayatı çekilmez hale getirmek, onu çok zor durumda bırakmak.
Dünyayı toz pembe görmek
Her şeye aşırı iyimser yaklaşmak, gerçek tehlikeleri fark etmemek.
Düşman çatlatmak
Başarısıyla veya mutluluğuyla kıskanç insanları daha çok üzmek.
